Çiçek Efsaneleri, Çiçeklerin Mitik ve Efsanevi Hikayeleri

Çiçek Efsaneleri, Çiçeklerin Mitik ve Efsanevi Hikayeleri

Hepimizin çiçekleri sevdiğini biliyoruz. Bazılarımız çiçeklerin türlerini, yetiştirme koşullarını biliyoruz. Hatta bazen en sevdiklerimize bu şekilde hitap ediyoruz, bazen de hediye ediyoruz, sayılarına anlamlar yüklüyoruz. Peki çiçeklerin efsanevi hikayelerini biliyor muyuz? Farklı anlatı ve kültürlerden çiçek efsaneleri derledik. İşte bugün sizinle bu hikayeleri paylaşacağım;

Anemon (Manisa Lalesi) Çiçeği’nin Hikayesi

Ölümlü Adonis ile aşk tanrıçası Afrodit birbirlerine kör kütük aşıktır. Fakat bu aşk, Afrodit’in eski sevgilisi savaş tanrısı Ares’ in kıskançlığının kurbanı olur; Adonis bir gün avlanırken, Ares onu vurur. Afrodit kurtarmak için koşsa da o yetişene kadar Adonis ölür. Afrodit bir törenle sevgilisinin vücudunu kokular ile ovar ve onu ölüler diyarına götürmek üzere kucaklar, bu sırada Adonis’ ten damlayan kanlarla vücudundan yayılan güzel kokular birbirine karışır ve yeryüzüne dökülerek birer çiçeğe dönüşürler. Bu çiçeğe Adonis ile Afrodit’in aşkı anısına Anemon ismi verilmiştir.

anemon çiçeği fotoğrafı
anemon menekşe fotoğrafı

iris çiçeği fotoğrafı

İris (Mezarlık Zambağı) Çiçeği’nin Hikayesi

Gökkuşağı tanrıçası İris, destanlarda tanrıların ve özellikle Hera’nın habercisi konumunda görülür. Latincede adı “cennetin gözü” anlamındadır. İris çiçeğinin renkleri ve çizgileri, göze benzediğinden, bu çiçek ismini bu tanrıçadan almaktadır. Eski Yunanda da her insanın cennetten bir parça taşıdığına inanılmasının sebebi, tüm insanların “göz bebeğine” sahip olmasıdır.

Nergis Çiçeği’nin Hikayesi

Çiçek efsaneleri arasında belki de en çok bilinen nergisin hikayesidir. Narcissus güzelliği ile herkesi büyüleyen, hatta Yunan Mitolojisinde “gelmiş geçmiş en güzel ölümlü” olarak anılan genç bir erkektir. Annesi, kendi güzelliğine vurulmasın diye, hiçbir yerde kendi aksine bakmamasını tembihler ama Narcissus annesinin sözünü dinlemez. Günlerden bir gün nehirdeki aksine bakar, kendini görür görmez büyüleyici güzelliğine aşık olur ve ona dokunmak için suya eğilmek ister; fakat dengesini kaybederek nehre düşer ve boğulur. Tanrılar onun güzelliğinin sonsuza kadar yaşayabilmesi için onu bir çiçeğe dönüştürürler, bu çiçek de Nergistir. Ayrıca Narsisizm kavramı da Narcissus’dan gelmedir.

nergis çiçeği fotoğrafı
farklı bir nergis çiçeği fotoğrafı

sümbül çiçeği fotoğafı

Sümbül Çiçeği’nin Hikayesi

Hyacinthus, Spartalı ve son derece yakışıklı bir delikanlıdır. Hem Apollon hem de Zefirus bu delikanlıya derin bir aşk beslemektedir. Bir gün ona kendilerini beğendirebilmek için bir yarışmaya tutuşurlar, bu bir disk atma yarışıdır.
Hikayenin sonu ile ilgili iki rivayet vardır;
-Birincisi Apollon’un yanlışlıkla genci vurduğu ve onu öldürdüğü yönündedir.
-Bir diğer rivayet ise Zefirus’un kıskançlığının gencin ölümüne sebep olduğudur. Bir rüzgar çıkararak Apollon’un diskinin gence isabet etmesini sağlar ve genç ölür. Sümbül çiçeği de ismini bu yakışıklıdan almış.

Ağlayan Gelin Çiçeği’nin Hikayesi

“Ters Lale”, Hakkari bölgesinde yetişen çok özel bir çiçektir. Diğer ismi Ağlayan Gelin olan bu çiçeğin ismi bir hikayeye göre İsa’ya dayanıyor. Anlatılan 2 tane hikayesi var. Bunlar şöyledir;
– Hristiyan aleminde var olan bir inanışa göre; İsa çarmıha gerilmeye giderken geçtiği yoldaki tüm çiçekler saygı ve üzüntüyle eğilir, bir tek Ters Lale boyun eğmez ve mağrurluğunu korur.
İsa’nın ona bakışı ve ardından çarmıha gerilmesi sonrasında çiçek ‘çok üzülür’ ve boynunu eğip ağlamaya başlar.
Bu anlatıdan ötürü bu çiçek Hristiyanlar arasında kutsal sayılmaktadır.
– Diğer bir öykü ise, geçmişte Hakkari bölgesinde yaşayan Asurilerin bu çiçeğe her sabah göbeğinden su yaydığı için Ağlayan Lale ismini koydukları yönünde. Bir çiçeğin ‘ağlaması’ onlara kutsal gelmiş olacak ki bu çiçek kültürlerinde önemli bir yer edinmiş. Günümüzde de son derece değerlidir ve koruma altına alınmıştır. (Fritillaria İmperialis , ‘Kejan Lalesi’ halk arasında ise Ağlayan Gelin, Kerbela ve Kral Lalesi olarak da bilinmektedir.)

ağlayan lale, ters lale fotoğrafı

lale fotoğrafı

Lale Çiçeği’nin Hikayesi

Lale çiçeği de Ferhat ile Şirin öyküsüne dayanmaktadır. Rivayete göre Şirin’in aşkından bedbaht olup çöllere düşen Ferhat, keder içinde dolaşırken, aşkı uğruna döktüğü her gözyaşı damlası kum taneleri üzerinde kan kırmızı bir çiçeğe dönüşür. Bu çiçeğe Lale denir. Lale Anadolu’dan köken alan yüzyıllar boyu bahçelerin baş tacı olmuş bir çiçektir. Osmanlı İmparatorluğu’nun bir dönemi onun ismiyle anılmıştır, fakat Osmanlının çökmesiyle Anadolu’da unutulmuş, bir süre sonra Hollanda’ da yeniden önem kazanmıştır.

Gül Çiçeği’nin Hikayesi

Yunan Mitolojisine göre çiçek tanrıçası Chloris, bir gün ormanda ölü bir orman perisi bulur ve onu hemen bir çiçeğe dönüştürür. Aşk tanrıçası Afrodit, bu periden dönüşme çiçeğe güzellik verir, Dionysos ise güzel ve hoş kokması için bir aroma sürer. Zephirus, gökyüzünden bulutları dağıtır, Apollon’un da parlamasıyla bu güzel çiçek doğar ve tüm yaprakları tamamen açılıncaya kadar genişler. Ölü bir orman perisinden “çiçeklerin kraliçesi” ne dönüşen bu çiçek, “Gül”dür.

gül çiçeği fotoğrafı

Kum Zambağı’nın Hikayesi

Büyük Tanrı Zeus karanlık bir gecede Olympos dağından inmiş. Thebai kentine geldiğinde güzeller güzeli kraliçe Amphitryon’a hayran kalmış. Kafasında onun yardımıyla insanların yardımına koşacak bir kahraman yaratmak varmış. Kralın seferde olduğu bir gecede Amphitryon’u elde etmeyi basarmış ve bu beraberlikten bir erkek çocuk dünyaya gelmiş. Bu çocuğun tanrısallaşması için Hera’dan süt emmesi gerekiyormuş. Ama gururu kırılan Hera bunu kabul etmemiş. Bir gece Hera uyurken Zeus çocuğu onun kucağına bırakmış. Daha sonra Herakles (Herkul) olacak bu aç çocuk kadının açık olan göğsüne yapışarak öyle bir emmiş ki ağzından sütler fışkırmış. Derler ki dünya üzerine düşen bu süt damlacıkları yeryüzünde birer zambağa dönüşmüş. Bu çiçeğin latince ismi Lilium Candidum’dur.

Synonyms Filmi, ‘Eş Anlamlılara’ Farklı Bir Bakış yazımızı buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.