Sokak Hayvanları Hakkında – Patili Canlarla Neden Empati Yapmalıyız?

Eminim çoğumuz sokakta minik bir kedi gördüğümüzde “Ne kadar tatlı!” deyip günlük yaşantımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Onları herkes seviyor fakat onlara karşı sorumlu olduğumuz düşüncesi maalesef yaygın değil. Bu utanılacak ya da kızılacak bir şey değil çünkü duyarlılık bilinci sonradan kazanılıyor. Çöp kenarlarında gördüğümüz o minik kedilerin büyük bir çoğunluğu sadece birkaç gün hayatta kalabiliyor. “Ama bu doğanın parçası onlar kendi yiyeceklerini bulup avlanabilirler.” diyenleri duyabiliyorum. Fakat bu bahsettiğimiz hangi doğa? Apartmanların arasında güneşin bile zor ulaştığı, dar sokaklarda hızla araçların geçtiği, çöplerin onların mutfağı haline geldiği bir doğa mı?

Sokak Hayvanları Avlanabilir Mi? Kendi yemekleriniz bulamazlar mı?

Evet yüzyıllar önce patili dostlarımızı evcilleştirmeden önce her vahşi hayvan gibi onların da avlanma ve korunma gibi becerileri vardı. Bugün geldiğimiz noktada ise biz insanlar bile bu dar sokaklı yüksek binalı “medeniyetle şekillenmiş” şehirlerde yaşayamaz halde. Bu çevrede patili dostlarımızdan avlanıp kendi yiyeceklerini bulmalarını beklemek hiç adil değil. Tek bildikleri şey çöplerden bozulmuş yemek artığı bulabilmek ya da sizden gelebilecek olan bir kap yemek ve su için saatlerce sizi beklemek. O sokakta masum gözlerle sadece sizin yolunuzu gözlemek. Normal şartlarda bir kedinin ortalama ömrü on beş yıl iken bu oran doğa(!) olarak tanımladığımız şehirlerde üç yıla kadar düşebiliyor. Bozuk gıdalardan, çöplerdeki mikroplardan, kışın açlıktan ve soğuktan geçirdikleri hipotermiden veya arabanın altında kalmaktan dolayı kısacık yaşamlarına erkenden veda etmek zorunda kalıyorlar.

Zorunda kelimesi çok önemli çünkü bu hayatı onlara biz yaşatıyoruz. Bununla da kalmayıp insanlar tarafından tecavüze uğrayıp şiddet görüyorlar. Bunların çoğu antroposentrik düşünceden kaynaklanıyor. Biz doğanın bir parçası olmayı kabullenebilmek yerine tam aksine doğaya hükmetmeye, doğa üzerinde güçlü bir otorite kurmayı tercih ediyoruz. Peki bizim patili dostlarımız karşı sorumluluklarımız neler? Kabullenmek istemesek de bunlar bizim birer sorumluluğumuz.

Sorumluluk Sahibi Olmak

İşte bu noktada empati duygusu yüksek olan insanlar daha fazla sorumluluk alarak sokak hayvanları adına güzel işler yapmak için uğraşıyorlar. Kendinizi ya da sevdiğiniz birini minik, güçsüz bir kedinin yerine koyun. Karnınız aç, muhtemelen çöplerden yemek ararken gözleriniz iltihap kaptı. Kimse yardım etmeyeceği için görme yetinizi kaybedeceksiniz, vücudunuza günlerdir yemek girmediği için ısı kaybı yaşıyorsunuz ve kuvvetle muhtemel ıslaksınız. İşte bu noktada hissedilen ve içinize düşen o hissiyat çok önemli. Bu hissiyat bizi empati yapmaya iten en kuvvetli duygulardan biri. Bu gibi kötü şartlarda milyonlarca sokak hayvanı yaşamak için çabalıyor. Bazıları gönüllüler tarafından beslenip tedavi ettirilip ve ardından yuvalandırılsa da maalesef bu insanların sihirli değnekleri yok.

Bazılarınızın “Ama ben çalışıyorum zamanım yok.” gibi sitemleri olabilir. Bir kap su ve yemek koymak için herkesin zamanı olabileceğini düşünüyorum. Yine de size daha kolay bir tavsiyem var. Eğer siz bu sokak hayvanlarına yardım etmek isteyip zaman bulamıyorsanız bu işi yapan gerçek hayvan gönüllülerine yardımda bulunabilirsiniz. Onlar her zaman sizin maddi ve manevi desteğinize ihtiyaç duyuyorlar. Herkes az da olsa elinden geleni yapabilirse onları hapsettiğimiz bu şehirlerde kısacık hayatlarını mümkün mertebe daha güzel yaşamalarını sağlayabiliriz. Benim tek başıma yapacağım şeyden ne olur demeyin lütfen. Bir canın hayatına can olmak dünyayı anında değiştirmeyebilir, ama o can için dünyayı değiştirmiş olursunuz.

Fotoğraflar yazarın kendisi tarafından çekilmiştir.

Kraliçe 2.Elizabeth’in köpeklerine nasıl davranıldığınız biliyor musunuz? Hemen Kraliyet Adabı yazımızı buraya tıklayarak okuyun.

Buraya ve buraya tıklayarak da change.org adresli sitede düzenlenen kampanyalara göz atabilirsiniz.

Buradaki adres ile de HAYTAP’ın internet sitesi üzerinden kampanyaları inceleyebilirsiniz.

Tavsiye Edilen Yazılar

Henüz yorum yapılmamış, sesinizi aşağıya ekleyin!


Bir Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.